en başta söyleyeyim bu turun gitmesi kaan’a yazar. hiç gak-guk etmeye gerek yok. 8-9 eksikle, takımın omurgasının olmadığı bir maçta kırmızı görecek kadar düşük ıq sahibi olamazsın. ki ilk golde de frikik yaptırıp sarı kart görerek 1-0 geriye düşmemize neden oldu.

o yüzden bu maç formalite maçıydı benim için. yine 8-9 eksikle çıktık. ilk 20 dakikada iyi de oynadık ve malesef iyi direnip gol yemediler. ondan sonra da takım saldı zaten ve derbi modunu açıp aş oyuncularını kenara aldı.

biz bu kupadan kiev’den 3 gol yiyen müşlera yüzünden elenmiştik zaten. takım atıyor da kardeşim insan 1-2 kritik kurtarış da yapar değil mi, oyunu yanlış kur, pasları rakibe at, yanlış yer tut, yaş itibarı ile refleksler gıdık olsun. zor yani.

yatıp kalkıp dua ediyorum.
ilk yarı 5 lik olabilirdi.
allahtan 2-2 bitti.

gs Vector Logo

ilk maçta kaybedilen turun 2. maçı.

bizim için tamamen formaliteden bir maçtı zira bu savunma kurgusu ve oyun anlayışı ile yemeden 3-4 gol atmamızın imkanı yoktu. maç öncesi beklediğim skor 2-2 veya 2-3 şeklindeydi. sonucunda 2-2 bitmiş olması ise başta günay ve daha sonra futbol tanrılarının sayesinde.

fazlasıyla üzgün ve kırgınım çünkü bizim seviyemizin çok altında olan bir takıma 2 maçta toplasan 5-10 dakika dahi oyun üstünlüğü kuramadık. 70 milyon euro kadro değeri bulunan az alkmaar, futbolun isimlerle değil, sahadaki mücadele ve organizasyonla oynandığını biz dahil herkese gösterdi.

sürekli makas açıldı, makas açıldı diye biz kendimizi avutalım.
kendimize 2. avrupa kupası kazanma hedefi koyalım veya 1-2 galibiyet alınca hemen "hedefimiz final" açıklamaları yapıp millete hayal satalım.
fakat söylemlerle eylemlerimiz birbirinden milyonlarca ışık yılı uzakta olsun.
sonucunda da az alkmaar gibi hollanda liginin orta sıra bir takımına karşı madara olarak elenelim.

üstelik şampiyonlar ligi 2024-2025 sezonunda son 32 turunda aynı hafta içinde aşağıdaki mucizeler yaşandığı bir ortamda:

1) club brugge, 2024 avrupa ligi şampiyonu olan ve turun favorisi atalanta'yı eledi. hem de rövanşta atalanta'nın sahasında 3-1 yenerek.*

2) feyenoord, yine favori gösterilen milan'ı kupanın dışına itti.*

3) celtic, bayern münih gibi bir dominant takıma karşı 2 maçta da müthiş performans ortaya koydu. ilk maçı evinde 2-1 kaybetti, rövanşta ise almanya'da 1-0 öndeyken ve maçı uzatmaya götürmeye birkaç dakika uzaklıktayken son dakika golü ile elendi.*

4) psv ise 2-1 yenildiği ilk maçın rövanşında juventus'u 3-1 yenerek elemeyi başardı.*

hadi biz şimdi neden elendiğimize dair bahaneler üretmeye devam edelim.

gs Vector Logo

çok bariz şekilde gayri profesyonel ve alaturka bir şekilde yönetilememe sebebiyle elendi koskoca galatasaray. geçen sezon da bekler olmadığı için avrupa’da başarısızdık. bu sezon da onca para basıldı yine kaan ve berkan beklerdeydi ve yine elendik. ya arkadaş forvetinde dünyanın en iyi 5 oyuncusundan biri olarak görülen mucize çocuk osimhen var. orta sahanda ingiltere championship mvp orta sahası gabriel saha var. torr her zamanki gibi hatasız. sallai her çıktığı maç skor yapıyor.
iki maç 6 gol yemeği nasıl başarıyoruz akıl almaz bir salaklık gerçekten.
kaan ve berkan ikilisinin dolaylı yoldan okan hoca’nın vizyonsuzluğu ile direkt olarak bizi rezil ettiği bir başka avrupa maçı.

gs Vector Logo

hiç öyle bahaneler üretilecek bir maç değildi. tamamıyla okan hoca ve yönetime yazar. ikinci yarı daha derli toplu oynadık maça öyle başlamamız lazımdı. diziliş değil sistem önemlidir elbette ama icardi’siz üçlü oynamak oldukça sıkıntı yaşatıyor. aldığımız oyuncuların hepsi sakatlandı bu konuda da okan hoca’nın yüksek şiddetli pres oyununun negatif etkileri var. nelson’u gönderip yüksek bedelle cuesta’yı almak, yunus’un jakops’un morata’nın icardi’nin sakatlığı, mertens ve muslera’nın formunun düşeceği apaçık belliyken her maç 11 başlamaları kesinlikle kabul edilebilir şeyler değil. çalışarak ve hatalarımızdan ders alarak gelişemiyorsak, değişerek gelişiriz. 8 şampiyonluk almış fatih hoca’yı avrupa’da fırtınalar estirirken gönderdik okan hoca kendi göbeğini kendi kesecek, avrupa’da başarı yoksa başarı yok demektir burası galatasaray. okan hocayı çok seviyorum ama kendisine gelmesi gerek bunların bahanesi yok. görüşen ulaşan varsa hocaya iletsin rekorlar sahibi hocayı ıslıklamak zorunda kalmayalım

boşu boşuna, bir hiç uğruna, bence sezonunun en önemli maçını, attık. bir de üzerine 3.3xg verdik rakibe.

galatasaray’ın hocası uzun bir süredir ciddiyetsiz. yönetimi paramparça. erden timur gittiğinden beri, saha içi ve saha dışında berbat yönetiliyor galatasaray. bunu kendisini eleştiren biri olarak söylüyorum. çünkü gerçekleri görmek için matematik bilmek, etrafı gözlemleyebilmek yeterli geliyor.

façamızı az birazcık kurtaracak tek şey kaldı, sezon sonunda namağlup şampiyon olmak, bence dün onu da riske attık. mourinho’nun akıl oyunları sonuç verirse şampiyonluk bile bu yönetimi ve hocayı kurtaramaz. ki namağlup şampiyonluk kurtarır mı, ona da emin değilim.

(bkz: 24 şubat 2025 galatasaray fenerbahçe maçı)

"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."...
rahmetli jupp dewrall'in sözü. hagi'nin de söylemişliği vardır...

"futbol hayata fena halde benzer" düsturunu şiar edinen biri olarak benim de günlük hayatımda kılavuz edindiğim bir cümle...

galatasaray da hollanda'da kaybettiği 4-1lik maçın rövanşına bu düşüncelerle çıktı:

"galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır."

karış karış her metresine aşina olduğu iç sahada oynayacak, ilk maçta cezalı olan osimhen, sanchez ve torreira kadroda olacak ve en önemlisi dünyada saygı duyulan taraftarı arkasında olacaktı...

bir de erken atılacak bir gol, gençlerden oluşan rakibi bozmaya yetecekti. sonrası zaten gelirdi, çok defa başarmamış mıydı galatasaray bunu?

öyle de başladılar maça. arzulu ve istekliydi sarı-kırmızılılar...
ama bu aşırı motivasyon "acelecilikle" karışınca istediğini yapamıyordu sahadaki galatasaraylılar.

oysa rakip, ilk maçın avantajıyla daha rahat oynuyor, "kafası golde" olan ev sahibinin savunmada bıraktığı boşlukları değerlendiriyordu.

hele ki bir poku vardı ki? 21 yaşındaki "çocuk" iki maçın da yıldızıydı... topu önüne vurup gidiyor, abdülkerim'i, jelert'i, barış'ı peşinden sürüklüyordu...

galatasaray'ın bulması gereken pozisyonları deplasman ekibi buluyor da kalede günay "ahtapotlaşıyordu"... sosyal medya taraftarının yok ettiği onlarca topçudan bir diğeri olan muslera yedekteydi, günay sahadaydı bu maçta. maç boyu belki ondan fazla kurtarışla, ki 2-3 tanesi karşı karşıya ve gol şansı %99 olan pozisyonlarda kalesini kapayarak arkadaşlarını ayakta tuttu günay da, ilk devre biterken sara'nın uzaklaştırdığı top maikuma'ya çarpıyor, gol oluyor, ikinci yarı da ceza sahası dışından kasius'un vuruşu fileleri sarsıyordu...

devre biterken takımı ıslıklayanlar, berkan oyuna ayak bastığında yuhlayanlar kalede muslera olsa bu iki golü de nando'ya "yazacaklardı" değil mi? göztepe maçında romulo topla giderken sanchez'in vuruşu brezilyalıya çarpıp muslera'yı yanıltıp gol olduğunda da, az alkmaar ilk maçında mijnans'ın serbest atışı doksana gittiğinde de suçlu muslera değil miydi?

ilk devre 1-0 sona erince tur ümidi de zora girince okan buruk, "yüzyılın derbisini" de düşünerek sanchez ve mertens'i yanına alıp, metehan ve kerem demirbay'ı sahaya sürdü.
deplasman ekibi iki farklı öne geçip, bir dakika sonra da torreira'nın asistinde maçı en fazla arzulayan osimhen golü attı ama sahadaki oyun pek de ümit vermeyince, torreira da pazartesiye korunmak için kulübeye geldi, tıpkı sonraki dakikalarda sara ve osimhen'in yaptığı gibi...

sahaya adım atarken yuhlanan berkan'ın "golün asistinin asistinde" barış, sallai'ye rahat bir pas verdi, "alkmaarsever" macar topçu da ilk maçtan sonra sami yen'de de owusu-oduro'yu mağlup etmesini bildi.

2-0dan beraberliği sağlamak kağıt üstünde galatasaray adına başarı sayılabilir lakin avrupa'dan bu genç takıma elenmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir mesele. ama "şimdi" bunun sırası ve yeri hiç değil... sene sonu herkes şapkasını önüne alır, hesabını verir...
şimdi iki sene olduğu gibi, haftada tek maç yaparak, o maça full konsantre olarak, yorulmadan sakatlanmadan üçüncü şampiyonluğu kazanma vakti...

ilk maç da karşı tarafın isteğini yerine getirmekte hiç tereddüt etmeyen türkiye futbol federasyonun bir ilki yerine getirip, maçı yönetmesi için "yönetmeliklere aykırı" olarak göreve davet ettiği slovenyalı hakemin düdük çalacağı fenerbahçe derbisi...

haydi bakalım, dünü unutup, önümüze bakma zamanı...

"galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır." demiş baba gündüz, medyası, federasyonu, rakipleri herkes galatasaray'a karşı pozisyon almışken, biz kendi içimdeki "küçük hesapları" bırakıp, kapalıdaki "konsantrasyon" pankartı etrafında birleşip, "mayıslar bizimdir" demek için kenetlenmeliyiz...

dün gece maçın başından sonuna kadar tezahüratlarla, oyunculara destek sloganlarıyla ultraslan bu meşalenin ateşini yaktı...

gazamız mübarek olsun, sonu 5. yıldız olsun...

kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

« / 68
Kayıt Ol