maçın en kritik anında 2. golü bulduk. o dakikalarda kasımpaşa kaybedecek bir şey yok psikolojisi ile sağlam gelmeye başlamıştı.
ilkay- sara değişikliği dinamizm getirdi.
yunus futboluyla göz doldurdu. ve gördüğümüz üzere fark yaratan en önemli isimlerden biri oldu.
devre arası transferlerde orta sahaya takviye şart oğlu şart gibi görünüyor.
sane sonradan açıldı tam açıldı. kendisinin oyun zekasına artık bizim uyum sağlamamız gerektiğini bir kez daha gördük.
ilkay sakatlık sonrası efektifliğini kaybetti. oyun içinde geriye düştüğü anlarda şahit oluyoruz. devre arasının iyi geleceğini ümit ediyoruz.
barış bambaşka bir savaşçılık var. kafayı sahaya tam verdiği zaman neler yaptığımı yine gösterdi.
torreira standardında oynadı. ceza sınırında sekti sekti bu maçta gördüğü kartla cezalı duruma düştü.
davinson yine son anlarda zidane dönüşü denedi. artık bu hareketle bir gün golü bulmalı ve tarihi bir gol atmalı.
kutucu’daki hareketlilik devre arası galatasarayda kalmak istiyorum kıpırdanması misaliydi.
süper star icardi gol attı ve herkesin rahat, huzur dolu uyumasını sağlayacak skoru aldırarak bitirdiğimiz bir maçtı.
sahada muazzam bir galatasaray'ın olduğu, erken bulduğumuz gole rağmen maçı koparmak için uzun süre beklediğimiz ve seyir zevki yüksek bir karşılaşma oldu. özellikle ilk yarı tam anlamıyla domine ettik ama buna rağmen devreye girerkenki skor sadece 1-0'dı.
kasımpaşa'nın hiçbir oyun planı yoktu sahada. rakibin hem bu kadar geri çekilip hem de ceza sahasında bu kadar rahat pas yapabildiğimiz maç çok nadirdir. buna rağmen 1-0 gibi tehlikeli bir skor varken hiç paniğe kapılmadan, rakibin maçın içine girmesine müsaade etmeden, 0-0'mış gibi istek ve iştahla oynadık.
bütün takım kusursuz oynadı ama ön taraftaki oyuncularımızı ayrı yere koymak lazım.
yunus: attığı goldeki kusursuz first touch'ı sayesinde barış alper'in insan üstü koşusunu sonuçsuz bırakmadı. 2. golümüzde de baskı yapıp topu kazanan ve sara'ya asisti yapan isimdi.
barış alper: kusursuz oynadı. maç boyunca kanadı otobana çevirdi. 2 tane asistle de yine büyük pay sahibi oldu.
sane: takıma ve oyuna iyice alıştı. yunus'un gelmesi de kendisini bence rahatlattı. yunus karşı karşıya pozisyonda kaçırmasa ona attığı akıl dışı pas, asist olacak ve bugün belki de bütün futbol sosyal medya hesaplarında paylaşılacaktı.
icardi: attığı golden bağımsız olarak çok diri ve istekliydi. gücünü kazanıyor belli ki. attığı golde de soğukkanlılığını ve bitiriciliğini konuşturdu. golden sonraki çocuksu ve saf sevinci ve yumruğunu göğsüne vura vura gösterdiği hırsı, hafızalara kazınacak türdendi.
teşekkürler okan hocam, teşekkürler takım.
hedef 26 yolunda, yolu yarıladık.
kalan engelleri de problemsiz aşacağımıza dair inancım ve güvenim tam.
hücum presi ve takım yerleşimi olarak bizim adımıza ligde sezonun en iyi maçıydı. bu durumu mauro icardi'nin sağlıklı ve fiziksel olarak diri bir şekilde oynamasına bağlıyorum. osimhen çok büyük bir patlayıcı güç ama icardi varken takım presini daha düzenli yapıyoruz ve daha az yorularak daha çok pozisyon yakalıyoruz, benim hissettiğim ve gördüğüm bu. yerleşim iyi olunca takımın dili dışarı çıkmıyor, oynadığından keyif alan ve izleyenlere keyif veren bir galatasaray ortaya çıkıyor.
bayılıyorum böyle soğuk havanın hafiften kendisini hissettirdiği, ortalama 35-40 bin kişinin geldiği maçlara. seneler içerisinde özellikle bu mevsimlerde böyle çok maç oynanıyor. bu tip maçlara da gelebilecek en olumlu, en hisseden taraftarlar geliyor diye düşünüyorum. maç öncesi otoparkta, sanayide yapılan sohbetler, makaralar, yemeler-içmeler... zaten bu yerlerde genellikle ortamın havası da yüksek ve olumlu olduğundan stada direkt yansıyor. takımın zaten kazanıyor olması mı bu havayı olumlu yapıyor yoksa insanların inancı ve moralinin yüksek oluşu mu sahaya yansıyor bence ikisi de birbirini tetikleyen unsurlar.
sosyal medya, forumlar veya sözlüklerde yazılan olumsuzlukların, düşüren yorumların neredeyse hiçbirinin bu maç öncelerinde veya statlarda yeri yok. çok nadir çatlak sesler çıkıyor ama o sesler de taraftarın coşkusu ve sevgisi karşısında silinip gidiyor. hani hep denir ya galatasaray bir his takımıdır diye. işte o stada giden, maç öncesi eşiyle dostuyla güzel vakit geçiren taraftarlar o hissi yaşıyor ve yaşatıyor. 3 senedir şampiyon olan, dördüncü için en büyük aday olan ve şampiyonlar ligi'nde bir aksilik yaşanmazsa da üst tura çıkacak bir takım var. ben ve benim gibi bir çok insan da öncelikle bunun tadını çıkarmaya bakıyor. hocayı da seviyoruz, oyuncuları da. ve evet, icardi'yi biraz daha fazla seviyoruz.
günümüzde sosyal medyada yazılan olumsuzlukların yine sosyal medyada ve sanal alemde galatasaray'ı yaşayan ve çoğunlukla olumsuz taraflara teşne olan bir güruh azımsanmayacak seviyede fazla. fakat nasıl siyasi seçimlerde bu sanal alemin etkisinin sokağa o denli tesir etmediğini çok defa gördüysek galatasaray'da da bu benzerlik devam etmekte. bu tip arkadaşlara tavsiyem eğer maçlara gelebiliyorlarsa eğer direkt maça değil maç önceleri bu tip sosyalleşilebilen ortamlara daha çok girmeleridir. maça gidecek eşiniz dostunuz yoksa bile yine gidin. alın yiyeceğinizi, içeceğinizi karışın insanların içine. galatasaray'ın kazanması en önemli unsur fakat bir maç günü yaşamanın da galatasaray'ı güzelleştiren unsurlardan biri olduğunu da unutmayın. galatasaray'ı sadece galibiyetiyle değil, her yönüyle hissedin. emin olun, kesinlikle çok daha mutlu bir birey olacaksınız.
bu maçla ilgili iki önemli not düşülebilir.
birincisi; galatasaray'ın bundan sonraki maçını 15 gün sonra oynayacak olması nedeniyle daha sakınmadan, daha enerjik, daha konsantre bir şekilde oynamasıdır ki ikinci gol gecikse bile takım kontrolü bir an bile kaybetmedi. avrupa'dan elendiğimiz gibi ligde açacağımız tarife budur. bu dar kadroyla ligin tartışmasız en iyi futbol oynayan takımıyız ama avrupa maçları bizim lig oyunumuzu biraz olsun bozuyor. bunun çözümü ancak biraz daha geniş kadro olabilirdi. ancak bu takım tek kulvardan devam ederse dar kadro da fark etmez, ligin en dominant futbolunu oynuyor.
ikincisi; galatasaray'ın okan buruk döneminde gittikçe daha çok topa sahip olan, daha az riskli oynayan bir takım yapısına sahip olduğunu görüyoruz. elbette bu takıma pas takımı diyemeyiz ama eskisinden daha çok ayağa pas yapan, daha az top kaybeden bir takımız. kasımpaşa'nın 0,03 xg ve toplam 1 şutu kasımpaşa üzerinden de okunabilir ama bu galatasaray'ın oyunun kontrolünü hiç bırakmamasıyla da açıklanabilir. yüzde 72 topa sahip olma, 502 isabetli pas da pek okan buruk takımı özelliği değil. eskiden de kasımpaşa'ya 3 atıyorduk ama 3 gol yiyecek fırsatı da veriyorduk. çünkü çok gereksiz top kaybediyorduk. elbette bu eskisinden daha iyi bir durum.
beni 3-0'dan daha çok bu büyük takım oyunu ve istediğimizde çıktığımız konsantrasyon seviyesi mutlu etti.