öyle bir maçtı ki bu , liverpool ve ajaxı yenmemizin önemini yok etti. osimheni transfer etmeseydik nolurdu acaba? devre arası oturun adam akıllı transferler yapın .

maçtan önce ilkay’ın sakatlıktan döndüğünü atlamışım. rakibin fiziksel olarak çok sıkı olduğunu düşününce oyun rezalet bir oyun oldu ki aslında normal. ön görülebilir bir şeydi.

refleksi rakibe topu vermek olan bir takıma karşı berbat oynayacağımız kuvvetle muhtemeldi zaten ki lemina, osimhen, yunus, lemina ve üzerine jakops sakatlığı…

eren’in akıllara zarar saçma sapan cezası…

sallai, davinson, apo, barış ve sane’nin milli takımdan dönüşlerinde rotasyona girememeleri…

icardi’nin falının fallanması…

ilkay’ın sakatlıktan çıkmış olması...

sara’nın maç eksiği…

torrik’in yalnızlığı…

bu maçı 0-0’a bağlayıp rakibi tecrübemizle alt etmemiz gerekiyordu ancak oyun ezberimizde topu ayağımıza almak yok. beceremiyoruz. dolayısıyla oyun formatı topu rakibe veren takımlar bizi oyun olarak çok zorluyorlar. ilkay derman olabilirdi ancak ayakta kalamadı. fiziksel form futbolun birinci önceliği.

buradan hareketle pazartesi için endişeli renktaşlarıma şimdiden gönül rahatlığıyla belirteyim; sağ bek de olmasa, sol bek de olmasa fenerbahçe’ye 5 gün dinlenmiş çıkacağız. onların kadro derinliği çok daha fazla ancak bu maçtan çok daha farklı bir futbol oynayacağız. tabi ki sahada kimlerin olduğu önemli olacak ama çok daha iyi oynayacağız…

son sözüm böyle kafa kafaya bir maçta rakibin uzatmalarla 45 dakika 10 kişi oynamasını engelleyerek, arda gibi gencecik pırlantasını yok yere oyundan atan o.ç.* ispanyol’a… sanıyorum art niyetlisin. golü atan arkadaşa vermediğin kırmızı kart bir yerlerinden çıkacaktır… en çok sana kızdım, yoksa böyle bir oyuna, hele ki bu şartlarda. şaşıracak bir şey yok.

liverpool, bodo, ajax galibiyet serisinin ardından şu maçı içeride kaybetmek affedilir şey değil.

madem icardi ve hazır olmayan ilkay ile başlamak zorundasın. tempoyu düşürebildiğin kadar düşür, açık verme. rakibin koşmaktan başka bir numarası yok. açık vermezsen bir tane araya sıkıştırırsın maç çözülür... ama yok, illa her maç aynı oyun oynanacak. takımın taktiksel disiplini maalesef çok düşük. hep bu seviye takımlara kaybediliyor.

en kötü not da sara'nın direkten dönen topu hariç doğru düzgün bir pozisyon yok. niteliksiz şutlarla geçen, rakip kaleci için kolay bir akşam oldu.

düşük özgüvenle oyuna başladık. sakatlıkların rotasyonu yok etmesi ve oyuncuların çoğunun sakatlanma ihtimalini düşürmek istemesi bunda etken diye düşünüyorum. tabi fiziksel olarak hazır olmayan 2-3 oyuncuyu es geçmemek lazım. bunlar ilkay, icardi ve jacobs idi ve kaçak oynadılar. hadi icardi hesaplanıyordu ama diğer iki ismi de böyle görmek şaşırttı. ancak şaşırtıcı bir biçimde savunma değil hücum aksadı. okan buruk döneminin önceki kötü avrupa karnesi genellikle savunma kurgusundan ve bireysel hata çokluğundan okunabilir. ama bu maç öyle bir maç değildi. rakip gol ve ilk yarı duran top dışında pek gelemedi. ama galatasaray da gelemedi. oyun resmen kitlendi. aman aman kaçırdığımız gol pozisyonu sadece 1 pozisyon. dikkat ederseniz tehlikeli yerden bir kez bile frikik kazanamadık. bir kez bile bu da penaltı olabilir diyecek bir kaosa rakibi sürükleyemedik. merkezden delmeyi ancak iki kez başarabildik. onda da organizasyon yoktu. barış iki çalım attı, şut attı, üstten aut. . gabriel sara'nın önünde kaldı, uzaktan şut attı ve direkten döndü, o kadar. peki ne yaptık. torreira-sara-ilkay üçlüsü her topu aldığında baskı yedi. torreira bunu stopere çekilerek halletti ama merkezden pas kanalları hep kapalıydı bir kere. kolaya kaçtık ve varsa yoksa çizgiden oynadık. taç çizgisinde en az 3 oyuncu çalımlamadan pozisyon yaratamayacak sane ve barış'a kaldı bütün ihale. rakibin isteği de buydu zaten. merkezden ve yerden asla gelme. havadan ve yandan istediğin kadar gelebilirsin. rakibin dileği buydu ve harfiyen uyduk. onda da derin çizgi koşuları kapalı zaten. madem böyle oynayacaktık. sane ve barış 30. dakikadan sonra kanat değiştirebilirdi mesela. en azından daha rahat adam eksiltip icardi'ye kör ortalar açardık. ama yok işlemeyen şeye sırf rakip de bir şey yapamıyor diye sabretmeye devam ettik. bu maç hücum edememe maçıydı maalesef. bu maç; galatasaray'ın set oyununda yokları oynadığı, osimhen bağımlılığının tescillendiği, merkezden delmeyi denemeyi bile başaramadığı bir maç olarak tarihe geçti. halbuki sara şut atmış, direkten dönmüş. çözüm belli. o bile bizi uyandıramadı. ilkay, sara, sane hatta torreira yığınla şut atacak adam var ama galatasaray'ın hücum envanterinde bu yok.

her şeye rağmen bu maç 0-0 bitebilirdi. hatta hakem denilen organizma rakibi 10 kişi bıraksa bu maç bize geliyordu. ama dediğim gibi galatasaray savunamamaktan değil hücum edememekten bu maçı kaybetti.

gs Vector Logo

al sana ilk 8 dedirten mac.

yenileceğimizi tahmin ettiğim için çok şaşırmadığım maç. zaten ilk 10 dakikada ilkay’ın halini gördükten sonra 9 kişi nereye kadar dedim. ne diyelim bu da ders olsun, böyle bir oyun oynuyorsan sev sevme geniş rotasyon şart. artık 2025 yılında takım içindeki o abi modelleri geride kaldı, icardi ve kaan gibi bitik futbolcular mutsuz olmasın diye oyuncu almamak gibi bir şımarıklık yapmamanız gerekiyor. şu maça biraz düzgün bir 11 ile çıkabilseydik her türlü alırdık bunları.

gs Vector Logo

kura çekildiğinden bu yana en çekindiğim maçtı. haksız da çıkmadım.
en kötüsü de ülke puanı açısından yarıştığımız belçika takımına yenilmek oldu.
türkiyede artık her yıl şampiyon olmak zorunda kalmadan şampiyonlar ligine katılabilmeliyiz.
zira yerel ligde başka dengelerden hiçbir zaman bizi bayern seviyesine bırakmazlar.

okan buruk'un alamayacağını, hatta yenilmemeyi başaramayacağını iyi kötü tahmin ettiğim için sonucunda çok acı çekmediğim karşılaşma.

okan hoca son 3 şampiyonlar ligi maçında belli bir noktaya kadar taktik derslerini iyi almış bir görüntü veriyordu; fakat oyununun yüzde 50'sini oluşturan osimhen'den yoksun çıkacağı ilk ciddi maçta çözümsüz kalacağını öngörmek çok zor değildi. osimhen'in doğaüstü top tutma becerisi (kontrol ve saklama değil, olmayacak topa gidip atağa dönüştürme) okan buruk'un taktik zafiyetlerinin en güçlü kamuflajı. onun olmadığı ilk ciddi maçta yine bir sparta prag, az alkmar, kopenhag izleyecektik; nitekim izledik.

arkası yokmuş gibi pres oyunuyla gidebileceği yere kadar gidecek okan hoca. bugün onu yapacak atış gücüne sahip değildi ve kilitlendi. bunun için osimhen'e, lemina'ya ihtiyacı var. bunun için adam gibi bir kondisyon ekibine ihtiyacı var. "takımın derinliğe ihtiyacı yok, on iki kişiyle oynamıyoruzkine" rüyalarında uyumaya devam ederse yolun sonu en iyi ihtimalle play-off turunda elenmek. yok hatalarından ders alma hızını artırabilirse o zaman belki takım gelibolu cephesinden çıkmış gibi hissetmeden önemli maç kazanabilir.

gs Vector Logo

kadroyu oluşturan as oyunculardan çoğunun sakat olduğu ve rakibe 3 puan verdiğimiz karşılaşma. bu seviyelerde osimhen ve x bir oyuncu aynı anda sahada olmazsa takım her maç kağıt helva gibi dağılmaya devam edecek.

bugün osimhen'in yanındaki x mario lemina oldu. okan buruk'un futbolu biraz domino taşı gibi, lemina olmayınca torreira ileri rahat basamadı, torreira ileride istediği gibi basamayınca zaten fiziken kötü durumda olan icardi ön saha presini başlatamadı zaten oyun planı burada suya düştü.

bunlara ek olarak sakatlıktan yeni döndüğü çok belli olan ilkay beklenileni veremedi doğaldır, gabriel sara konusunda ise artık konuşmaya pek gerek duymuyorum.

okan buruk'un başarılı bir taktisyen olduğunu düşünmüyorum, oyuncu değişimleri ve acil plan durumları maalesef çok vasat, ama bu maç üzerinde kendisinin yapabileceği pek bir şey yoktu, sıradan bir taraftar oalrak yedekteki çoğu oyuncuyu ilk defa duydum.

ilk 8 hayalinden taraftarı uyandırdığı için hayırlı bir maç olarak görüyorum. kadrodaki derinlik eksikliğinin bize uzun vadede ligi kaybettireceğini teknik ekibin anlaması lazım. bu maçı kazansaydık bir sonraki tur garantiydi ama şimdi işimiz biraz daha zorlaştı. liverpool galibiyetini bir bonus olarak gördüğüm için bu maçın telafisi olarak sayıyorum ve hakkımızda hayırlısını diliyorum. sakatlıklar tam olarak iyileşene kadar işimiz çok ama çok zor.

bu mağlubiyet ile beraber maalesef içerideki liverpool galibiyetimizin benim nazarımda bir anlamı kalmadı. okan hocam'ın dediği gibi futbolda bu tür şanssızlıklar oluyor maalesef. belki tam kadro veya ideale yakın bir oyuncu grubu ile çıksaydık böyle olmayabilirdi. hatta her şeyi kenara koyalım, son 20 dakika oynadığımız topla bile maçı kazanabilirdik. sara'nın kafa vuruşu, davinson'un kale önünden yukarıya diktiği top aklıma geliyor ve kazanabilecek şansları yine yakaladık diye düşünüyorum.

lemina'yı, yunus'u geçtim, bu maçta en büyük eksiğimiz osimhen oldu.
osimhen'in çıkıp icardi'nin girdiği bir denklemde hücum gücümüz %60-70 aşağı düşüyor.

ortaya pek bir şey koyamadığımız, son 15-20 dakika dışında genelinde üretken olamadığımız şu maçtan 1 puan bile çıkarabilsek bizim için çok kıymetli olacaktı.

not: maçın kaderi, ispanyol hakemin david'e 2. sarıyı çıkarmadığı anda değişti. sarısı olan bir adam uğurcan'ın ayağına basmasına rağmen atılmadı ve yediğimiz golde de onun adı var. uğurcan akıllılık yapıp kendisini yere de attı orada ama hakem yine de inandırıcı bulmadı sanıyorum.

gs Vector Logo
« / 59 »
Kayıt Ol