0-0 bitmiş lecce cagliari maçını banttan seyretmek ile eşdeğer kötülükte, hayattan koparılan bir 90 dakika içeren maç. uluslararası hukukta işkence suçunun "kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesi" şeklindeki maddi unsurunu birebir karşılayacak nitelikte eylemler bütünü.

gs Vector Logo

okan buruk’un sarı kart gördüğü ve aynı zamanda daha az kart görmemiz sebebiyle yolumuza devam edebildiğimiz maç. teknik adamların gördüğü kartlar bu hesaba dahildir diye varsayarak diyorum ki, çok trajikomik bir olay yaşanabilirdi belki de bir iki kart daha görseydik…

biz neden maçın bazı bölümlerinde topu rakibe verip, karşı hücum ya da derin koşu kovalamıyoruz bilmiyorum. osimhen gibi bir forvet varken hele. bu maç mesela sürekli üçüncü bölgede topu çevirdik de ne oldu.

neden bu kadar rotasyon yapıldığını anlayamadım, kasımpaşa maçı için mi? osimhen, davinson, barış hariç dinlenecek kimse yoktu bence. durduk yere fenerbahçe deplasmanı yapmayız umarım daha yeni susmuşlardı.

okan hoca'nın 2022 ayarlarına döndüğü bir maç.

-diziliş olarak 4-2-3-1 ile başladı, en uçta seferoviç'in yerine mertens'i bağlantı oyuncusu olarak kullandı (yalnız icardi gelmese fena sıçarmışız seferoviç ile onu da tekrar hatırladım).
-bekleri kullanma konusunda yine o dönemki gibi çok büyük hatalar yaptı (berkan bek değil, jelert'e bence hoca zaten takık ve bugün de onu yine yanlış kullandı)
-mertens en ileride olduğu için o dönem mertens'i kullandığı rolde yunus akgün'ü denedi ama kerem aktürk'ü orada kullandığı zaman olduğu gibi o bölge de işlemedi.
-tek eksik oyuna sonradan girip galibiyet golünü atacak olan gomis'ti. bugün onun yerine lemina son dk galibiyet golünü atıyordu az kalsın.

özetlemek gerekirse; oyun kötü, okan hocanın ''dur lan fabrika ayarlarıma döneyim'' diye düşünmesi fena değil ve taktik şablon ne olursa olsun bugün oynayan oyunlarımızın %80'inin hırsı, sorumluluk alma vaziyetleri ise gerçekten üzücü.

ilk oyuncu değişikliğinde osimhen ile birlikte osimhene topu getirecek 2 adamı aynı anda sahaya atması gerekiyordu hocanın.

27 şubat 2025 galatasaray konyaspor maçı

son bir kaç maçtır aynı sorunu yaşıyoruz. rakip sahaya yerleş, rakip savunma blokuna çarpıp geri dön. tatsız tutsuz bir oyun izliyoruz. geçmiş maçlarda rakip sahaya yerleştikten sonra oyuncularımızı dikkatli izleyin, o kadar kötü pozisyon alıyoruz ki, topa sahip aktif oyuncunun pas veya destek olarak değerlendirecek opsiyonu yok. hareketlenen yok, defansı bir koşuyla alıp götüren, takım arkadaşlarına koridor açan yok. yardımlaşma yok.

maçın sonlarında bir pozisyon var, aptallıkta zirveydi, gözümü tırmaladı izlerken. frankowski topu almış bizim sahamızda, ve konyalı bir oyuncu baskıya geliyor. bir iki metreye kadar yaklaştı baskı yapan oyuncu, bu esnada frankowski olsam eyüpten kendini boş bir alana atarak pas verebileceğim bir pozisyona kaymasını beklerim ki; vereyim, çizgiye koşu atayım falan. ama eyüpte konyalı oyuncunun hemen arkasında bir pozisyonda frankowskininin dibine kadar geliyor. genç oyuncu denilebilir, fakat bunun gençlikle alakası yok. pozisyon bilgisiyle ilgili temel olması gerekenler. bu lige mancini geldi, floryadan bir antreman görüntüsünde yıllarca altyapı eğitimi görmüş 30 yaşında sabriye nasıl pozisyon alması gerektiğini anlatıyordu. konyalı genç oyuncu yapabiliyor mesela. eyüp ve bu pozisyon sadece bir örnek.

son maçlarda çok kötü yerleşiyoruz, hareketsiziz, yardımlaşmıyoruz. her şeyi eksik yapıyoruz, ana sorun bu. bu sadece oyun planıyla açıklanacak bir şey değil. mental bir sıkıntı var takımda. çok istediğin zaman, kafa olarak sahadaysan ve kendine güveniyorsan denersin, zorlarsın her pozisyonu. takım olursan, aynı hedefteysen, tek vücut olmuşsan yardımlaşırsın.

umarım takım olarak bunları kaybetmemişizdir ve geçicidir.

"türkiye kupası grup aşamalarındaki sistemi anlamadım. biz niye fenerbahçe ile oynamadık? fenerbahçe ile oynama şansı edinemediğimiz için grubu 2. sırada bitirdik. bizim gibi takımlar için adil düzen değil bu." demişti göztepe teknik direktörü stoilov, gruptan 3 maçta 3 galibiyet alıp ikinci olarak çeyrek finale çıktıktan sonra...
"türk futbolu akıl almaz bir şekilde akıl tutulması yaşıyor. altı takımlı grupta üç maç oynayıp, sadece iki takım üst tura nasıl çıkar? biri bana bunu açıklayabilir mi?"

diye isyan ediyordu başakşehir fk teknik direktörü eyüpsporla golsüz berabere kaldığı ve kupadan elendiği maçın ardından. üstelik üç maç yapmış, ikisini deplasmanda birini iç sahada ve iki beraberlik, bir galibiyet almıştı...

daha da ilginci, galatasaray da iç sahada konyaspor'la golsüz berabere kalınca, başakşehir ile galatasaray'ın hem puanı, hem de averajı aynı olunca, galatasaray kırmızı kart görmediği için "fair-play" puanı ile çeyrek finale çıkmıştı...

böyle tuhaf bir statüyü galatasaray kulübü de anlamamış(?) olacak ki, lider olarak çıkması gereken bir grubun son maçında konya karşısına "rotasyonlu" bir kadro ile çıkınca, sadece ilk yarı değil, neredeyse 70 dakika boşa geçiyordu...

sonrasında önce osimhen oyuna dahil oluyor 62. dakikada, sonra bitime 15 dakika kala eyüp, barış alper ve frankowski sahaya sürülüyor, son 10 dakikada eren giriyor ve 82 de lemina kenardan geliyor...

pozisyonlar birden artıyor, rakip savunma nefes alamaz hale geliyor da...

bu baskı maçı kazanmaya yetiyor mu?

yetmiyor tabii ki..

konyaspor'un "sami yen'de kaybederiz, galatasaray liderliği alıp, çeyrek finalde deplasmanda fenerbahçe, trabzon ya da beşiktaşla eşleşmek istemez, topçularımızı yormayalım, lige saklayalım" diye yedeklerle çıktığı maçta, okan hoca da pazar günü oynayacağı kasımpaşa maçını düşününce, galatasaray gereksiz bir şekilde kupada fikstürüne bir deplasman maçı ekliyor...

sanki ligde az deplasmanı varmış da...

neyse, artık kurayı beklemekten başka çare yok...

bakalım, rakip kim olacak?

gecenin z raporuna geçersek:

günay ne zaman kaleye geçse soyadı gibi "güven" veriyor. yine bir-iki tehlikeli atağı savuşturdu. cuesca ve metehan çok zorluk yaşamadı, kerem demirbay toparlanma sinyalleri verdi de yusuf yine bekleneni gösteremedi. okan buruk, yusuf'a az şans veriyor diye eleştiriliyor ama kendini ispatlayacağı böyle bir maçta sahada hiç yoktu yusuf... oysa eyüp, çeyrek saatte kalitesini gösterebiliyor. yunus da etkisizlerdendi, sakatlık sonrası acil şekilde toparlanması lazım yunus'un... ahmed de büyük ümitlerle geldi ama sorgulanmaya başladı. berkan taraftarın "günah keçisi"... jelert varlığı yokluğu fark etmiyor... mertens "çocuk" maçında yetişkin gibiydi, "benim burda ne işin var" havasında dolandı sahada da golü de attı da hakem göremeden-içgüdüsel- olarak iptal düdüğü çaldı...

rotasyonlu maçlarda her zaman "asların" ilk devre sahada olup, skoru aldıktan sonra ikinci devre dinlenmesinden yanayım ama okan buruk öyle düşünmüyor. takımın hocası o, bize de saygı duymak düşer...
kaynak ve maçtan fotoğraflar: blogspot

yedek ağırlıklı kadro ile çıkan konyaspor'a karşı oyun üstünlüğü dahi kuramadığımız maç oldu. takımın oyunu her geçen gün daha da geriye gidiyor. rakibin 6 pası içinde kamp kuran, oyunu rakibe kabul ettiren, bir düzine pozisyona giren galatasaray sanki 20 yıl geride kalmış gibi hissediyorum.

takımda yaratıcılık yok,
çalım atan oyuncu yok,
orta açmayı bilen bir frankowski var,
bitiriciliği üst düzey adam yok.

oyunumuz her geçen gün tekdüzeleşiyor ve teknik heyetin ve okan hoca'nın bu duruma acilen el atması şart.

not: şu maçı izlerken sürekli telefondan eyüp-başak maçının skorunu kontrol ettim. istatistiklere baktığımda başakşehir'in tek kale oynadığını görünce de "inşallah başak atamaz" diye geçirdim içimden. bizi türkiye kupası'nda bile gruptan çıkabilecek miyiz stresini yaşatanlara helal olsun.

gs Vector Logo
« / 19
Kayıt Ol