ahmet konanç gibi halı saha profesörü modern futbol zekası özürlü kanaat önderlerine sormak lazım ne yapacağız diye. sene başından beri takımın kimyasını bozduğunu, bütün gerekçelerini teknik analizleri ile açıklayarak yaıp durdum. "amrabad bizi uçuracak " diye zıp zıp zıplıyorlardı. şimdi nasıl kıvırtacaklar, gerçekten merak ediyorum.
ismail'i ahmet konanç gibi zevzeklere uyup 'pas hatası yapıyor' yüzeeyselliği ile incelediğimiz zaman işte böyle bir amrabad gelir, takımın bütün kimyasını bozar. bu anlaşılana kadar da rakibiniz atı alıp üsküdarı geçmiş olur. ismail geçen senenin kilit oyuncularından birisidir. defans-forvet arası geçişlerin ana kurgusu ismail-fred ikilisinin performansları ve uyumlarıydı. hepimiz bu ikilide birisinin eksik olması halinde yedeklenemediğinden şikayet ediyorduk ve seri puan kayıpları sonucu şampiyonluğu da onların ceza ya da sakatlık nedeniyle kadroda yer alamadığı maçlarda kaybettik. sezon başında amrabad geldiğinde hepimiz heyecanlandık. "işte artık ceza ve sakatlık bizi etkilemez. orta sahada eksiğimiz kalmadı." dedik. ama ahmet konanç benzeri sığ görüşlü halı saha profesörü kanaat önderleri ortalığı öyle bir gazladı ki; sanki o bölgede zaafiyetimiz vardı da kurtarıcı geldi gibi. ismail-fred ikilisinin yedeklenmesi gerekiyordu,değiştirilmesi değil.amrabad aslında bizim için avrupadaki önemli maçlarda elimizi güçlendirecek bir oyuncu. ancak tipik 6 numaraya ihtiyaç olmayan türkiye ligi maçlarında alışkın olduğu pozisyonu icabı stoperlerin araya geri çekilmesi ve takım boyunu uzatması nedeniyle zaman zaman küme düşmemeye oynayan takımlara karşı bile mahkum oynuyoruz. takım boyunun uzaması rakip takımlara kontratağa rahat çıkabilme ve istedikleri boş alanı bulma avanatajı vermekle kalmıyor aynı zamanda geçen sene skora katkı verip daha fazla asist yapabilen fred,symanski,irfan can gibi oyuncuların performanslarının düşmesine yol açıyor. bu form düşüklüğünün sebebini ahmet konanç'a sorsak "gece hayatına fazla daldı" diye çok felsefik?!? bir yorum yapıp geçer. mesafe uzadığı için çok fazla efor sarfettiklei için rakip kaleye yaklaştıklarında yeterince güçleri kalmadığına kafası basmaz.ismail'den alıştıkları şekilde,topu rakibe kaptırdıktan sonra örümcek adamın baskısı ile topu en kısa zamanda geri kazanıp,top peşinde koşup enerji tüketmeden tekrar rakibin üzerine gidebildiğine de basmaz bu kafalar. yine ismail'in geçen sene öne çıkıp bu oyuncuların topu rakip yarı sahasının ortalarında alabilmelerini sağlayarak,tehlikeli bölgede rahatça top kullanmalarına destek olduğunu göremezler. amrabad'ın geride kalıp takım boyunu uzatması yüzünden fred gibi oyuncuların hücum bölgesindeki görevleri yanında bir de amrabad'ın yarattığı boşlukta adam kovalamakla enerji tükettiklerini çözebilecek bir analitik modern futbol görüşüne sahip değillerdir. geçen sene takımın stoperleri ismail-fred'in ön bölgede oynamaları nedei ile onlara yaklaşarak takım boyunu kısaltıyor ve rakibi boğarak kontratağa çıkabilecek zamanı ve fırsatı bulmasını engelliyorlardı. amrabad'ın hizası ve gerisinde kalmak durumunda olduklarından bu baskıyı kuramıyorlar. oyunu kurma imkanları da kalmıyor. amrabad kalecinin önüne kadar geri çekilince onlar da birisi sağ bek,diğeri de sol bek pozisyonuna genişleyerek etkisiz pas eveleme-gevelemesine dahil olmak durumunda kalıyorlar. peki sonuç ne oluyor? amrabad bir sağ soper,bir sol stoper oynuyor; bu arada rakip yavaş yavaş blok halinde üzerimize geliyor,sonra amrabad efendi mecburen kaleciye geri oynuyor o da topu gelişigüzel ileriye şişiriyor. eee? ne oldu şimdi? geriden oyun kurmuş mu oluyoruz böyle? sadece oyundan birkaç dakika eksilmesine yararlı olabilecek bir performans katkısı sağlıyor amrabad bu formasyon içerisinde. amrabad türkiye lilerindeki en etkili maçlarını ts deplasmanında maçın son 20 dakikasında ve kayseri deplasmanlarında gösterdi. ne tesadütür ki her ikisinde de formasyon olarak 6 numara pozisyonunda geride kalarak değil ikinci bir 8 numara gibi ismail'in önünde oynuyordu. amrabad'ı bile fred'e dönüştürmesi tesadüf değildir ismailin. ahmet konanç gibi yetersiz kanaat önderlerinin sığ analizleri ile açıklanabileceğin daha ötesinde bir konudur ismail ve o'nun takıma katkısı.
sadece o değil renkdaş. ahmet konanç gibi modern futbol özürlü kanaat önderleri maximin yanında bir de osayi'yi bedelsiz fetösaray'a pazarlamaya çalışıyorlar, herifler yana yıkıla sağ bek ararkan üstelik. bu kadar zevzeklik olmaz. aramızdan birisi böyle bir şeye soyunsa cincon ajanı, fenerbahçe düşmanı ilan edilip linç yer. takım hızı,gücü ve dinamizmini yükselten oyuncular bunun gibi halı saha profesörlerinde allerji yapıyor. 5 metrekare i,çinde top cambazlığı yapsın yeter ki; varsın olsun o oyuncu süratli mesafe kazanamasın, adam geçemesin, birisi ile depara kalktığında rakibin yellenmesini koklasın. bunların hiçbirinin önemi yok. o 5 metrekarede o cambazlık yapılsın,yeterli. bişey değil bunlar gibi boş tenekeler taraftar arasında kamuoyu oluşturuyorlar. taraftar profili de halı saha seyircisine dönüştü sayelerinde. yakında "takımı ligden çekelim. halı sahalardaki coca-cola turnuvalarına katılalım" diye kampanya başlatacaklar diye ödüm patlıyor.
hocam, yaptığım metafor ile symanski'yi övdüğüm anlaşılıyor ise benim ifademin yanlışlığı olmuştur. kadettiğim tabii ki o değil. symanski bile geçen seneki enerjisi yüksek kadro içinde bir çuval gol atabilecek fırsat bulabildi.ahmet konanç seviyesindekilerin göremediği ferçek işte bu. yıldız olmayan,biraz ayağı düzgün, çelimsiz futbolcular bile beton gibi bir atletik kadronun içinde kendilerini aşacak işler çıkartabilirken gerçek yıldızlar neler yaqpmaz. ahmet konanç gibi zevzeklerin bir türlü kavrayamadıkları gerçek; yıldız futbolcuların tamamlayıcı kadro yapısı ile alakalı hiç bir fikirleri olmaması. onbinlerce takipçisi olup kamuoyu yaratabilecek güce sahip bu tür kanaat önderleri bu bilgi zayıflığı ile enerjisi yüksek oyuncuları rakibe peşkeş çekmeye çalışmıyorlar mı, isyan edesim geliyor.geçen sene amrabad'a ihtiyacı yoktu takımın. amrabad makime gibi işleyen ismail/fred ikilisinin sakatlık ve cezalı olma durumunda camı kırıp kullanabileceğimiz mükemmel bir acil durum oyuncusu olarak çok değerlidir. kadronun kimyasal yapısını bozmak için değil. ismail'i pas özürlü olarak niteleyip türkiye liginde amrabad gibi tipik bir 6 numaranın gereksiz olduğunu, aksime bu şekilde takımın boyunun uzaması sebebiyle takımın genel defansif zaaflarına yol açtığını analiz edemeyenlerin ahkam kesmesi insanın sinirlerini zıplatıyor.ismail'in pas yüzdesine değil,ön alan baskısına ihtiyacımız olduğunu ayırd edemeyecek kadar boş teneke maalesef bunlar. bize gerekli olan ismail'in kaybettiğimiz topları en kısa sürede geri kazanmadaki rolüdür ki; rakiplere organize kontratağa çıkamayacak şekilde boğarak kafese hapsetmesiydi. amrabad gibi geri kaçtığın sürece de küme düşen takımlardan bile baskı yersin,maç bitsin diye dua eder duruma gelirsin. bu kadar basit.symanski konusuna tamamen katılıyorum. farklı düşünmüyoruz. geçen seneki kadro zaaflarımızın başında o geliyordu. bana kalsa fernandez değil, silva'yı orada görmek isterdim. ya da beşiktaşta görmeye alıştığımız formu ile talisca. bir de ileriye osihmen tarzında bir santrafor ile tabelayı kapatmamız gerekiyordu. kanat oyuncusu olarak geçen seneki kadroya yapılan oğuz tamamen yeterli olacaktı. maximen saçmalaığına gerek yoktu zira onun daha iyisi ve yerlisi emre mor zaten eliimizdeydi. haa, çok önemli üst düzey bir kanat oyuncusuna hayır der miydik? tabii ki demezdik. ama kadro yapılırken aynı tarz oyuncuları üst üste yığarak iyi kadro kurulmuş olmuyor. bizim boş teneke spor yazarı kanaat önderlerimiz ise bu bilgi seviyesinden yoksun olduğu için maalesef taraftarı halı saha mentalitesine döndürdüler. insanın çııldırası geliyor. cinconu rakip sahada tadic,talisca,dzeko,irfan can,symanski'nin teknik becerileri ile yenemezsin ancak osayi,osterwolde,dziku,becao,ferdi,ismail gibi azmanlar ile döve döve yenersin. öbür türlü onlar senin teknik oyuncularını sahada döve döve sindirirler. sonra da oyuncuları ruhsuzlukla,derbinin anlamını bilmemekle suçlar yeni transfer listeleri hazırlarsın. yazıklar olsun. bunları bilmek için futbol profesörü olmak gerekmiyor. modern futbol prensiplerini bilen herhangi birinin rahatlıkla yapabileceği tesbitlerdir bunlar.
aykut ile başlayan istatsitikçilik fm oyuncuları tarafından çok tutulan bir durum ama reel modern futbol süratli mesafe kazanarak oynanıyor .amaç topu üç direk arasından geçirmek . bunu yapamadığın zaman kimse sana "yahu çocuklar,bugün %70 topa sahip olsunuz, 5 bin tane de pas yaptınız.alın size bizden helalinde şöyle 5 ya da 6 puan." demeyecektir.
-bizim ihtiyacımız olan kuvvetli,ikili müadelede yıkarak geçen adama ihtiyaç var. barış alperin vurduğu zaman yıkılacağı futbolcular ile rakibi ezerek, fizik üstünlüğümüz ile yıldırarak yenmemiz gerekiyor. türkiyedeki bu hakem gerçeği altında hala teknik oyuncuları doldurarak sonuç alınmadığını bir türlü anlayamıyorsunuz halı saha profesöreü yorumcu,kanaat önderleri yüzünden.takımın fizik mücadele gücü,dinamizmi,agresifliği,sürati,atletizminin içine edildi. futbolu halı sahadan ibaret sanan salaklar geçen sene harika top oynayan fred,symanski,dzeko,tad,c,irfan can'daki form düşüşünün sebebini gece hayatına bağlayabilir ancak.takımın önce osterwolde,osayi,bekao,dzeko,ferdi,ismail dinamizmine gelmesi gerektiğini düşünecek kapasitede değiller maalesef.ama bu kanaat önderlerinin her birinin en az yüz binlerce takipçisi var. bunların oluşturduğu kamuoyu ile daha çok osayi kovalarız, ismail-osterwolde göndeririz, ferdi iyi ki gitti deriz.ardından da irfan can'ın 3 sene uzatmasını büyük başarı görür, 'sırada tadic ile dzeko' var diye ahkam keseriz. bu kadar elektrik direği gibi statik duran, sözümona teknik oyucunun yanına bir de talisca gelince tadından yenmeyecek zannederiz. 3 ay sonra takım daha da kötüye gidince de " aaa,ayol neden böyle oldu? halbuki çok iyi oyuncuydu bunlar.başlarında mourinho,arkalarında amrabad vardı. herhalde venüs jüpitere retro yaptı,ondan öyle oldu." diye rasyonel açıklamalar ve tesbitlerde bulunuruz. benim ümidim kalmadı. bu kanaat önderlerinin yönlendirdiği taraftara bu takım çok bile. bugün tadic'in attığı gol tam derslik. adam 20 metre kare içinde harikalar yarattı. ama bize asıl gerekli olanı, o topu aynı şartlarda ortga saha yakınlarında kaptıktan sonra o mesafeyi kat edip gol yapabilmesi, ama bu güç,dinamizm ve atletizm bizde yok. buna bir türlü basmıyor kafalar. bizim takım halı saha kupalarının tekini bile kaybetmez ama sıra büyük saha kupalarına gelince rakibin 5.yıldızı takmasını öyle mal gibi izleriz bu kafa ile.bize teknikten önce rakibi yıkacak,devirecek,ezecek,ikili mücadele vermeyecek kadro yapısına ihtiyacımız varken bunu göremeyenlere neyi izah edeceksin? çok yorucu. çok yıpratıcı. çok hayal kırıklığı yaratıcı. çok çaresiz bir durum. yazık.
yanlız,bu taraftar profili de artık seviyesiz,yetersiz,tın tın spor yazarı kanaat önderleri sayesinde halı saha seyircisine dönüştü. bu durum gerçekten bütün umutların söndüğü yer olacak diye çok endişeliyim. takımın enerjisi yok. lig sonuncusundan bile baskı yiyoruz. puan kaybetmemek için kurdeşen döküyoruz. hala hirse 10 numara peşinde. sanki talisca gelecek, her maç 10 kişiyi çalımlayıp topu kaleye bırakıp rakipleri gol manyağı yapacak. taraftarı bu şekilde doldurup algı yaratan kanaat önderlerini allah bildiği gibi yapsın.rakiplere karşı ikili mücadele kaybetmeyen, rakipleri ezen, sindiren,üzerine gelmeye korkacak düzeyde kuvvetli,atletik, süratle mesafe kaydeden oyuncular ile maçları döve döve kazanmamız gerektiği gerçeğine taraftarın yüz çevirmesini sağlayan,sığ kafalı,modern futbol özürlü spor yazarları elimizdeki tadic,dzeko,fred,irfan can,amrabada gibi adamlardan daha verim alamaz iken transfer çığlıkları attıkları yeni 10 numaraları bu enerji yoksunu takımda hangi göreve soyunduracaklar,çok merak ediyorum. yahu zeka yoksunu yorumcular,bu oyuncuları rakip kaleye yakın yerlerde hangi oyuncular buluşturacak? bunların defansif zaaflarını,kaybettikleri topları arkalarında geriye kaçarak oynayan halı saha oyuncuları mı toplayacak,yoksa uzayan takım boyu yüzünden kaybedilen bu topları yeni 10 numaralar kendi başlarına tekrar kazanıp yeniden yağmur gibi rakibin üzerine mi yağacağız? yüce rabbimin bilgi eksikliği olduğu halde fikri olduğunu iddia edenlerin şerrinden bizi korumaya niyeti yok anlaşılan.artık ne günah işlediysek. utanmadan osayi'yi rakibe pazarlamaya kalkan ahmet konanç gibi kanaat önderlerinin olduğu yerde oluşan taraftar profilinden de fazla birşey beklemiyorum şahsen.osayi orta açamıyormuş.lanet gelsin yapılamayan ortalara. sanki orta yapsa öndeki oyuncuları nasyri ve maximin'in kafası ön/arka direk varyasyonlarına çalışıyor. kafası çalışan yegane oyuncun dzeko ise atletizm olarak osayinin çizgiye indiği hızla ortanın yapılacağı yerde pozisyon alabiliyor.onun yerine oynattığınız oyuncular geriye çekilerek oynadığından küme düşen takımlar bile seni boğuyor,ikli mücadele kazanamıyor.ama önemli değil tabii bunlar.rakip osayi'yi zaten iş olsundiye istiyor. o özelliklerde bir futbolcuyu bu maliyet ile alamayacağından değil.ondan iyisi hakimi, o da 60 milyon.içine edeyim sizin yapacağınız yorumların.takımın eksikleri osterwolde,küsmüş osayi ve ismail'in futbola dönmüş halleri,becao gibi ikili mücadele canavarı,ferdi enerjisidir. öncelikle bunlar yerine getirilmeden messi'yi getirsek fayda olmayacağına bu vasıfsız kanaat önderlerinin kafaları basmaz ki taraftarı da bu konuda bilgilendirip yönlendirsinler. lanet olsun.
hocam, sanırım burada sürekli yanlış anlaşılan nokta; amrabad üzerinden yapılan eleştirilerin oyuncunun karakteri ve kariyeri ile ilişkillendirilmesidir. benim şahsen böyle bir derdim yok. üstelik amrabad'ın çok önemli bir oyuncu olduğuna da inanıyorum. ancak takımın kimyasının amrabad'a uydurulmak için bozulmasını şiddetle eleştiriyorum. bizim geçen sene orta saha kurgusu ile ilgili bir derdimiz yoktu. sadece ismail ve fred'in aynı düzeyde yedeklenmöesi ile ilgili problemimiz vardı. yani asıl amaç; düzenin değiştirilip amrabad'ın oraya yerleştirilmesi değil, kurulu düzene amrabad gibi çok önemli bir oyuncu ile destek sağlanmasıydı. türkiye liglerinde,bir kaç rakip dışındaki takımlara karşı amrabad'ın üst düzeyde oynadığı tipik bir 6 numara gerekmiyor. aksine ismail tarzında ileride basan,ısıran,rakibin organize oalrak kontratağa çıkmasını engelleyen bir 6/8 karışımı oyuncu gerekiyor. amrabad'ın ismail'e tercih edilmesindeki temel argüman; ismail'in pas kalitesinin düşüklüğüydü, bu durumda amrabad'ın isabetli pas oranı ve oyun görüşünden yararlanmanın en rasyonel yolu amrabad'ı ismail'in önüne çıkartıldığı bir kurgu ile oynamaktır ki; bu düzende oynanan trabzonspor maçının son 20 dakikası ve kayserispor maçlarında ne kadar etkili olduğu pratik olarak da kanıtlanmıştır. açık ve net olarak ortaya konulan bu kadro kurgusundan, başarılı olmasına rağmen, hemen ertesi maç çıkılıyor olması hiç bir rasyonel mantık kuralı ile açıklanabilecek bir durum değildir. sorun işte burada. yoks aamrabad'ın kalitesinde değil. yani amrabad'ın bize uygun halde, daha etkili oynatılacağı kurgunun göz ardı ediliyor olmasında. bilmem anlatabiliyor muyum?
defalaten dile getirdiğim konuları başkalarından okumak bana keyif verdi. en azından modern futbolun basit ilkelerini göz önünde tutanların olduğunu görmek sevindirici. şu an için kardinal problemimiz; takımın enerjisinin yok olmasıdır. jayden ve ferdi yanında becao,ismail ve zaman zaman da osayi,hatta dziku takımdan uzak kaldığı için takım ne ikili mücadele kazanabiliyor,ne gücünü kabul ettirebiliyor. ayrıca atletizmi ve hızı da azaldığı için en zayıf takımlara karşı bile aciz durumlara düşebiliyoruz.halı saha profesöre spor basınındaki kanaat önderlerinin tavsiyelerine uygun transfer ve -kadro mühendisliği bizi bu durumlara getirdi maalesef.basının asrın transferi olarak lanse ettiği amrabad'ın takıma monte edilmesi uğruna takımın kimyası bozuldu. sizin bahsettiğiniz tesbitlerin yanında amrabad ismail'i de futboldan küstürdüğü gibi fred ve symanski'nin bu seneki form düşüklüğünün de yegane sebebidir. zira fred ismail'in hemen arkasında oynayarak kaybettiği topları en kısa zamanda geri kazandığı ve rakibi bozduğu için hem fred ve symanski'ye geri dönmek için yeterli zamanı sağlıyor, hem de daha kendine güvenli oynamalarını sağlıyordu.iayrıca her ikisi de topa rakip sahanın oretalarında,rakip kaleye yakın bölgelerde sahip oldukları için takımın skoruna da önemli katkıları oluyordu. bu sene ise amrabad arkalarını kollamadığı ve takım boyu uzaması ile arkalarıdaki mesafenin artmasından dolayı hem çok daha fazla efor sarfetmek ,hem de daha fazla mesafe kat etmek zorundalar. bu şekilde de pilleri bittiği için rakip kaleye gittiklerinde yeterli gücü bulamıyorlar kendilerinde. amrabad çok önemli bir oyuncu ancak bizim türkiye ligi için ihtiyacımız olan bir oyuncu değil. zira bizim liglerde tipik 6 numaraya ihtiyaç yok. o nedenle sığ basın yorumcuları hala o'nun ne kadar iyi bir 6 numara olduğu ve ismail'in o'ndan nasıl örnek alması gerektiği saçmalaıkları ile kamuoyu algısı yaratırlar. bu sınırlı futbol bilgeleri amrabad'ın türkiyedeki en mükemmel maçlarını ismail'in önüne çıkarak oynadığı ts maçının son bölümü ve kayseri maçları olup, skor katkısı da sağladığı gerçeğini görmelerini engelliyor maalesef. takımın atletizmi,dinamizmi,direnci ve sürati yerlerde sürünürken ahmet konanç gibi halı saha profesörlerinin "osayi" defolsun gitsin diye naralar atması gerçekten inanılmaz. bu gibi yetersiz kanaat önderleri sayesinde de taraftar teknik/yıldız oyuncuya doyamıyor mubarek. sanırsınız gelen oyuncu 10 kişiyi çalımlayıp topu kaleye bırakacak. o işini bitirince transfer edilen diğer oyuncu seri çalımlar ve gollere başlayacak.?!? kadroya teknik/yıldız oyuncuları doldurdun mu bütün maçları kazanacağımızı zanneden enteresan bir algı yönetimi yapıılıyor.%m2 kare içinde harikalar yaratsalar bile sahda elektrik direği gibi dikilen statik yıldızlar mesafe kazanamadıktan sonra, rakibe fizik güçlerini kabul ettirmediği sürece şampiyonluk için gereli olan sürekliliği kazanabilmemiz mümkün değil. bunu da modern futbol fakiri spor yazarlarının görmesi de mümkün değil maalesef. yıldız futbolcularının hünerlerini sergileyebilmesi yanlarıındaki dinamik,atletik,süratle mesafe kazanan oyuncu sayısının artmasına bağlıdır. tadiç'i değerli yapan yanındaki ferdinin,osayi'nin, osterwolde'nin süratli bindirmeleridir. yoksa topu alıp 10 kişiyi çalımlayıp topu rakip kaleye bıraktığına şahit olamadık daha.şu halı saha uzmanı spor yazarlarının dolduruşu ile yıldız obsesyonuna giren taraftar ve transfer komitesinin artık aklına başına alıp modern futbolun gerektirdiği dinamik,tamamlayıcı, süratle mesafe kat eden bir kadro mühendisliği yapmaları zorunludur.
hocam, zaten tesbit edebildiğim kadarı ile başkandaki sıkıntı da burada zaten. başkanın fenerbahçe aşkından, başarılı olmasını istediğinden, madii olarak bütün sınırlarını zorladığından şüphe edip aksini iddia etmek,en hafif tabiri ile, insafsızlık olur. ama aslında kimsenin görmediği ama beni son derece rahatsız eden bir yaklaşımı var. buna da geldiğinden kısa bir süre sonra başladı ve halen devam ediyor. populist yaklaşım. bu sene başında mourinho'nun getirilmesi,amrabad transferi, en nasyri'ye 20 milyon sayılması gibi hareketlerin aslında tamamlayıcı,modern futbol aklı ile uzaktan yakından alakası yok. sadece tribünlere oynama ve günü kurtarma çabasından ibaret. spor yazarlarının dolduruş ve isteklei ile hareket ederek sorumluluğu onlara yükleme gibi ince bir hesap içine girmesini kendisine yakıştıramıyorum bir türlü. ama bu populistlik sayesinde her sene yeni bir bonus elde etmeyi de başarabiliyor. ilkeli ve doğru adımlar atması ise artık bana göre imkansız. bir kere bu vasıfsız,dar görüşlülere kaptırdı kontrolü ve daha da önemlisi fenerbahçe camiası içinde artık uzun vadeli ilkesel adımlar atabilmesi için gerekli zamanı ve sabrı kimse göstermez. bu zamanı ve krediyi maalesef her sene tekrarladığı hatalar zincirleri sayesinde kaybetti. şimdi artık populist yaklaşımlar ile,spor yazarlarının pompaladığı yıldız isimleri doldurmak zorunda. ancak bu şekilde, bu reyting canavarı,vasıfsız kanaat önderlerinin desteğini kerhen alabilecektir. tek kurtuluş argümanı "bu transferleri bizzat değerli spor yazarlarımız da onayladı. ben artık ne yapayım? onlardan iyi mi bileceğim?şansızlık işte. hatalarımızı gördük. siz bizi asıl önümüzdeki sene görün." olacaktır.ve bir kere başlayan bu populizme ve karşılıklı alış-verişe dayanan bu kısır döngü de devam edip gidecektir.
hocam,spor yazarları için müsaade edersen acizane tespitlerimi paylaşayım;1. fm profesörleri; fm oyunu ve app'i üzerinden yaptıkları arama üzerine çıkan oyuncuları tavsiye ederek reyting alma peşindedirler. 2.halı saha profesörleri; ufak saha içinde kısa alanda teknik özellikleri ile ön plana çıkıp maç kazandıran elemanlara bakıp üst düzey modern futbolda süratli mesafe kazanan oyuncuların önemini bir türlü kavrayazlar.3,mümkün olan her fırsatta yeni transfer gelmesini arzu edenler. bu tür spor basını mensupları için her yeni transfer yeni reyting kapısı demektir. kötü olması işlerine gelir. hepsinin tipik özelliği ilk geldiğinde oyuncu için büyük methiyeler dizerler, sonra yavaştan giydirmeye başlayıp 2-3 ay sonra çöp ilan ederler. sonra gelsin yeni oyuncu,yeni reyting.4.menajerler ile işbirliği içinde olanalr; bunlar da ellerindeki basın gücünü kullanıp kamuoyu oluştururlar. başarılı olup istedikleri oyuncuyu getirtebildikleri takdirde cepleri dolar,mutlulukları daim olur.5.yönetici ya da hocanın adamı olup kendi ürettiği fikri değil de, kendisinden istenileni savunanlar.6.belli taraftar guruplarına şirin görünüp reyting peşinde olanlar. taraftarın nabzını tutup,bu nabza göre pozisyon alırlar. başkan destekleniyorsa methiye düzerler,taraftar tepkisi varsa "başkan istifa" diye yırtınmaya başlarlar. takımdaki oyuncuları çöp ilan ediverirler.bu listeyi daha da uzatmak mükün.hepsinin ortak özellikleri; yaptıkları öneri ve görüşler fos çıktığında her zaman bahaneleri olmasıdır. ya gelen oyuncu istememiştir, ya kan gurubu uyuşmamıştır, ya hoca ile anlaşamamıştır, ya yönetimin hatası vardır,ya da ülkeye ve takıma uyum sağlayamamıştır. hiç birisi de çıkıp dürüstçe 'arkadaş, çok yüzeysel bir fikirle ortaya attığım için sonucun bu şekilde olmasını öngöremedim. entschuldigung" demez. hep başka etmenler suçludur. sonra gelsin yeni transferler.. sanırsın takımın sahibi katar prensi. ne fp var ne de başka bir kısıntı. ne istersek yapabiliriz. bilgisayarda canın bitince oyuna yeniden başlarsın zannediyorlar. ama işin en acı tarafı da bu adamlar spor ve taraftar kamuoyu içi,n kanaat önderi görevi yapıyorlar. maalesef çok acı. deve hörgücü gibi bir durumdayız. hangi birini düzelteceksin. yönetim,hoca,kadro mühendisliği,yanlış oyuncu transferleri,scout ekibinin yetersizliği,transfer ekibinin basiretsizliği,sağlık ekibinin yetersizliği ve öngörüsüzlüğü,modern futbol ilkelerinden bihaber spor basını, bunların saçmalıklarından etkilenip irrasyonel tepkiler ortaya koyarak çözüm yerine kaosa hizmet eden önemli sayıda taraftar kitlesi.... allah sonumuzu hayreylesin. bu şartlar altında poliannacılık yapamıyorum bir türlü.