yeteneği, müdahaleleri, sezgileri, pasörlüğü, hava toplarındaki hakimiyeti, fiziğiyle tam bir komple topçu oğlu topçu. top kendisinin ayağındayken tarifi imkansız bir özgüven geliyor bünyeye.

30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçında var'dan dönen pozisyonda da ağır çekimde tekrar gördüğümüz üzere, çok kritik bir müdahalede bulunmuş. zamanlaması ve sezgisi olağanüstü.

ayağına sağlık kardeşim singo!

tam manasıyla tarihe tanıklık ettiğimiz bir gece ve zafer oldu.
tarihimizdeki nice büyük zaferlerin yanına, belki de en tepeye ekleyebiliriz bunu.

okan hoca, tam olarak yapması gerekeni yaptı; kendini değiştirdi.
4 yıldır hiçbir maçta, ne bayern, ne manu, ne tottenham'a karşı yapmadığını yapıp topu liverpool'a verdi. geriden pasla çıkmak yerine sürekli istisnasız uğurcan'a verip uzun oynadık. liverpool geriden oyun kurarken de sürekli önde bastık. hatta birkaç kere de net toplar kazandık ama golle sonuçlandıramadık.

okan hoca doğru planı bulması, sahadaki takım ise kusursuz bir savunma performansı ortaya koyması ile bu zaferi sonuna kadar hak ettiler. tek tek isim yazmaya hiç gerek yok çünkü bütün takım insan üstü bir performans sergiledi.

hepsinin alınlarından öpüyorum!

herkes twitter'da orada burada türlü türlü dizilişler ve kadrolar atıyor. fikir ve ifade özgürlüğü var elbette ama insanların kendilerini bu kadar yormasına anlam veremiyorum. şu maç için o kadar rahatım ki "bu dizilişle çıkmalıyız, şunu yapmalıyız" diye kafa yoramam.

kaldı ki takımın başında çoğu zaman kimsenin düşünmediğini düşünüp cesur kararlar alan okan buruk var. 3'lü savunma veya sol kanatta önlü-arkalı jacobs-eren elmalı vs hangi dizilişle çıkarsak çıkalım, benim görmek istediğim tek bir dakika mücadeleyi bırakmadan insan üstü bir performans ortaya koymak. liverpool'a istanbul cehenneminde çelme takma istiyorsak en ufak bahanemiz olmamalı.

göreyim benim aslanlarımı!

ilk yarıda da iyi oynamadık evet fakat ilkay ve yunus gibi fark yaratan ve zeki oyuncularımızın varlıkları ve performansları ile rakibe yoğun bir baskı kurmadan golleri atmayı bildik. yunus'un 2 pozisyonda da soğuk kanlılığı ve zekasına hayran olmamak elde değil. kötü bir performansla oynadığı frankfurt* maçı sonrası bu skor katkısı rahatlatmıştır ve iyi gelmiştir kendisine de.

fakat özellikle oyuncu değişiklikleri ve 3-0'ı yakaladıktan sonra sahadaki "bitse de gitsek" moduna girmemizi anlayamıyorum. o dakikalarda müthiş bir kopukluk ve rehavet hakimdi takıma. giren çıkanlardan sonra da kimse ne oynamaya çalıştığımızı anlamadı. biraz sane bir şeyler yapmaya çalıştı, biraz sallai, singo.

maçın son bölümünü izlemek bu anlamda ciddi bir ızdırap oldu bende.

kendisinden beklentimiz ismi ve kalitesiyle paraleldi ama aldığımız verim juan pablo pino'dan hallice.

nerede bayern'de yağ gibi akan, 3-5 rakibi seri halde geçen ve yakın köşeden gol atan sane;
nerede bizdeki tek meziyeti top ezmek olan oyuncu...

ben yeteneğine hala güveniyorum ama böyle büyük maçlarda sorumluluk almayacaksa bize fayda vermesi imkansız. 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçında sağ çizgide aldığı toplarda ya rakibe kaptırdı ya da sallai'ye veya yanına gelen ilkay'a geri oynadı.

1-0 öne geçip iyi ve akıllı oynarken üst üste yaptığımız salakça hatalarla oyundan ve maçtan koptuk. acaba diyorum ilk yarının uzatmalarında o gereksiz golleri yemeyip içeri 1-1 gitseydik, ne olurdu.

okan hoca'nın facia tercih hataları, oyuncuların bireysel hata yapmak için bu maçı bulmaları vs derken hepsi bu maça denk geldi. sonucunda dişimize göre bir rakip olan frankfurt'a karşı helva gibi dağıldık. avrupa'da başarı istiyorum dediğin ve 150 milyon euro gömdüğün bir dönemden sonra bunun kabul edilir tarafı yok...

icardi-lemine değişikliğini yaptığı anda intihar ettik dedim ve daha can sıkıcı bir skor göreceğimizi düşündüm. sonuç da yanıltmadı. her ne kadar diğer golleri de bireysel hatalardan da yemiş olsak skor 3-1'ken dakika daha 55'te neden orta saha boşaltılır, anlamak güç. bunun yanlışlığını 2024-2025 sezonunda avrupa ligi maçlarında birçok kez tecrübe etmiş olması lazım halbuki.

bu maçtaki diğer hatası da yıllardır yan yana oynayan apo-davinson ikilisini bozacak bu maçı bulması. sırf singo'yu oynatacağım diye (bence harika oynadı) neden oynama alışkanlığına sahip tandemi bozuyor, anlamak güç. bu kararı alırken ne düşündü merak ediyorum.

frankfurt'a kaybedebiliriz elbette, buna kimsenin itirazı yok.
ama 36. dakikada 1-0 öndeyken 45+4'te 3-1 geri düşmenin izahı olamaz.

(bkz: 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı)

vizyonsuzluğu ve para seviciliği yüzünden mauro icardi gibi dünya markası bir futbolcunun dostu olma şerefinden mert hakan yandaş gibi ne idüğü belirsiz bir şaklabanın yancısı olmuştur.

bu bile 1-2 senelik süre zarfında nerelerden nerelere düştüğünün en kısa özeti.

benim bedduam genelde tutar kerem kardeş.
içten dilerim ki hem profesyonel hem de özel hayatının bundan sonraki bölümünde başarı, mutluluk, huzur gibi kavramlar senden uzak olur.
kafanı yastığa her koyduğunda "ulan ben n'aptım, ben bu hatayı nasıl yaptım" diye kendi kendini yersin. beyninden ve kalbinden o pişmanlık hissi asla çıkmayacak. hayatının bundan sonraki yıllarının her gününün her saatinin her saniyesi derin bir pişmanlık, yoğun keder ve hayal kırıklığı ile geçecek.

aldığın 7 milyon euroları ağız tadıyla harcayama,
oturduğun villalarda huzur bulama.
sahada ne yaptığın zaten umurumda değil, nasıl olsa fener laneti ile lanetlendin artık.

gönlümden geçen kura:

1. torba: chelsea (e), dortmund
2. torba: villareal (e), leverkusen
3. torba: olympiacos (e), ajax
4. torba: monaco (e), pafos

ligin 3. haftasını da gol yemeden net skorlu galibiyetle geçmiş olduk. barış'ın yokluğunda sallai mi öne geçer, zaniolo mu oynar diye düşünürken okan hocam şapkadan yine sürpriz çıkardı ve sol önde kullandığı eren elmalı'dan 2 gollük katkı aldı. bunu da maç sonu röportajında söyledi: "eren'den daha önceki maçlarda gole yakın ve golü koklayan bir oyuncu performansı almıştık, o yüzden de jacobs'u geride ve eren'i önde kullandım". yine dahiyane bir çözümle zoru kolay yapmış oldu.

bunun dışında yunus'un, skora yansımasa da muhteşem katkısı oldu. ilk golde topu ileri taşıyan ve kilit pası veren kendisiydi. 2. yarıda da birçok pozisyona girdi ve şansı yanında olsa gol-asist yapması muhtemeldi. çok saf bir yeteneği var ve özgüveni de günden güne artarak ilerliyor. sane ile kurmaya başladığı iletişim dili bize ileride çok başka seviye bir futbol ve set hücumları izletebilir.

sane demişken sanırım sane'nin potansiyelinden ve eşsiz yeteneğinden birkaç örnek izlemiş olduk. maç sonunda dediği gibi takımla yeni yeni tanışıyor ve en mükemmeli bulduğumuzda sahadaki oyunumuz de çağ atlayacak. kaçırdığı gollerde net gol vuruşunu yapamamış olsa da attığı golde şans yanındaydı. böylelikle sane de galatasaray'daki hesap defterini 1 gol ve 1 asistle bu maçta açmış oldu.

zor olabilecek deplasmandan net skor ve güzel galibiyetle dönmek her şeyden sevindirici. ağustos sıcaklarında oynanan, takımda eksiklerin olduğu bu ilk haftaları kayıpsız ve gol yemeden geçmek de paha biçilemez.

« / 10 »
Kayıt Ol